GİRİŞ

Uykusuzluk öldürür

Hayatımızın üçte birini uyuyarak geçiriyoruz. Uykusuzluğun açlıktan bile ölümcül olabileceğini söyleyenler var. Uykuda gün boyu yorulan ve yıpranan sinir sistemimiz onarılır, gün içinde edindiğimiz bilgiler ayıklanıp depolanır ve gelişme hormonu salgılanır. California Stanford Üniversitesi, kaliteli uykunun hormonları dengelediğini ve bunun da kanser gibi pek çok hastalık riskini ortadan kaldırabileceğini söylüyor. Guinness Rekorlar Kitabı, ölümcül olabileceği gerekçesiyle birkaç yıl önce uykusuzluğa dayanma denemelerini kayda geçirmeye son verdi. Uzun süre uykusuz kalanlarda halüsinasyon, paranoya, görme bozukluğu, konuşma zorluğu, hafıza kaybı ve konsantrasyon güçlüğü görülüyor. Ailelerinde uykusuzluk sorunu olanların genetik olarak uykusuzluğa yatkınlığı söz konusu olabilir. İyi bir uykunun olmazsa olmazlarını da şu şeklide sıralayabiliriz.

Güzel bir uyku için yastığınıza ya da odanıza lavanta, okaliptüs gibi kokular damlatmak gevşemenizi sağlar ve uyku kaliteniz yüzde 20’ye dek artabilir. Ben yastık kılıfımı hemen her gün değiştirmeyi severim ayrıca piyasadaki en güzel kokulu yumuşatıcıyı almaya da özen gösteririm. Benim için ufacık bir ter kokusu bile uyumamam için geçerli bir sebeptir. Bu alışkanlığımı Sakarya travestilerinden bir dostumla aynı evi paylaşırken kazandım o da odayı havalandırmadan ve çarşafı değiştirmeden yatamazdı. Titizlik hastalığı sanmayın bunu sadece uyku kalitesi için iyi havalandırılmış bir odada yatmak şart. Ayakların sıcak olması kan akışını düzenler. Ben patikle yatan travesti bireyler tanıyorum eminim onlar da bu yazıyı okuyunca kendilerinden bahsettiğimi anlamışlardır. Ayaklarınızı ısıtarak, bacaklarınıza doğru olan kan akışını garantilersiniz ve vücudunuz serinler. Bu da uykuyu kolaylaştırır. Bir de çok dar olmayan, doğal kumaştan üretilen pijama tercih edin. Ben beş yılda bir yattığım yatağı da değiştirmeyi tercih ediyorum ama siz on yılda bir değiştirebilirsiniz çünkü on yılın sonunda yatakta deforme olmuş yerler yüzünden eğri bir omurgaya sahip olabilirsiniz. İyi bir uyku için ılık bir duş ideal. Bu sayede kan dolaşımınız hızlanıp, vücut ısınız düşecek ve bu düşüş, nabzı da düşürerek kendinizi uykulu hissetmenizi sağlayacak. Uyumadan önce duşunuzu alın, odanızı havalandırın hatta sıcak bir çikolata bu soğuk kış günlerinde harika hissettirecektir yapın çekinmeyin kilodan falan ama lütfen bitter ve gerçek çikolatan olsun. Şimdi hepinize iyi geceler.

Bırak dışına çıksın

Her şeyi içine atmaya şişmeye ne kadar da hazırsın. Oysa hep sana haksızlık, hukuksuzluk yapılıyor aman boş ver diyerek arkanı dönüyorsun. Sen de peygamber sabrı var biliyorum, biliyorum ama sana kıyamıyorum işte bu yüzden olsa gerek bu yazımı sana ayırdım. Ben travesti İclal olarak daima seninleyim. İyileşmeyi ve öğrenmeyi tüm içtenliğinle iste, bir mucize göstermeni dört gözle bekliyorum. Bu hayatta başına ne geliyorsa içine atmaktan geliyor.

Birinin sözlerine takılıyorsun;”Şimdi bu bana bunları niye söyledi,” diye ama, ”sen bu sözlerinle beni incitip, kırdın” diyemiyorsun. Üzülüyor söyleyemiyorsun. Sana Haksızlık yapılıyor, hakkını savunamıyorsun. Canın sıkılıyor, kimseyle paylaşamıyorsun. Peki Bunun sonucu ne oluyor? Sevmediğin şeyleri yapmak, yaşamak istemediğin bir hayatı yaşamak zorunda kalıyorsun. Değil mi?

Ben senin bana içten katıldığını biliyorum tabi bu yüzden bu yazımı sana ayırdım. Her nerede ezilen ve horlanan bir travesti kardeşim varsa içine atmak zorunda bırakılıyorsa Bursa, İzmir, Ankara, İstanbul travestisi olduğu fark etmez her zaman bu satırlar sizin için yazılacak. Şimdi bir düşün sen onları olduğu gibi kabul ediyorsun. Öylece seviyorsun içinden geldiği gibi davranırsan onlarda seni ya kabul edecek ya da etmeyecekler. Etmeyenler zaten uzaklaşıp gidecek. Gidecek olanlar seni değil, taktığın maskeleri sevenlerdir. İçinden geleni dışa vurduğun için seni bu halinle kabul edenler zaten senin gerçek sevenlerindir.

Onlara bu cüreti verdiğin için belki biraz sen suçlusun belki bu yumuşak yüzüne aldanıp seni kandırmaya, sindirmeye çalışanlar suçlu zaten biz suçlu aramıyoruz sadece seni bu çıkmazdan çıkarmak istiyoruz. Artık kendini onlar için üzmeyi bırak seni düşünmeyenleri sen hiç düşünme bu kişi en yakının bile olsa arkanı dön ve yanından uzaklaş değerli olan sensin önemli olan senin sağlığın unutma. Ben seni anlıyorum sen sadece zamanını bekliyorsun işte zaman şimdi hadi artık bırak dışarı çıksın tüm zehirler akıt artık. Bir gün gelecek ve bizleri umursamayan kişiler önümüzde özür dilemesini de öğrenecekler yeter ki biz umudumuzu kaybetmeyelim. Saygılarımla.

Gülmek için yaşamak

İnsan dışında hiçbir canlı gülemez. Çık sokağa bak bakalım hiç gülen bir hayvan ya da bitki var mı? Olmadığını sen de çok iyi biliyorsunuz ama neden se gülmeyi hep erteliyorsun oysa gülmek sadece sana özgü her zaman her ortamda gülüp geçmeyi bilen tek canlısın.

Dünyaya geldiğin günden beri ağlamayı tercih etmen ne kadar doğru? Haklısın anne karnında güven içinde büyürken seni bu dünyaya zorla getirdiler ama sana gülmeyi nasip eden gül diyor. Dünyaya gül ama önce kendine gül. Senden daha komik, daha gülünç canlı yok. Gözlerimden yaşlar akıtacak ya da lanetler yağdıracak kadar beni kızdıran insanlar ve olaylar karşısında nasıl gülebilirim? haklısın bu sorunun bir cevabı yok o zaman sen de bu da geçer de yine gül. Gülmek için yaşadığın sürece seni ağlatmak çok zor olacak. Bırak seninle uğraşanlar işlerine devam etsin. Senin gözünden yaş akmadığı sürece kötülük yapan yaptığıyla kalacak. Başarısızlıklarıma güleceğim ki yeni düşlerin bulutlarında kaybolsunlar Başarılarıma güleceğim ki gerçek değerlerine büzülsünler Kötülüklere güleceğim ki ben tatmadan yok olsunlar İyiliklere güleceğim büyüyüp bollaşacaklar Her gün yalnızca gülerek başkalarını güldürdüğüm zaman zafer olacaktır.

Gülmenin kıymetini bilmek için ağlamak şart diyorlar sana, seni üzmeye, kırmaya çalışıyorlar oysa sen gülüp geçerken yanlarından hırslarından bak onlar ağlıyorlar. Yan dairemde oturan İzmir travestilerinden Bade, her akşam o evine girerken kapı aralıklardan arkasından yapılan bütün dedikodulara ve kötü sözlere rağmen sadece günaydın diyerek cevap veriyor ve bir süre sonra apartman komşuları onunla uğraşmaktan bıkıp vazgeçiyor. Güçlü olmak, güçlü görünmek ne kadar zor olsa da sen güçlü olmak zorundasın. Burası senin için sadece sınav asıl aleme gidene kadar bu dünyayı kendine zehir etme.

Bundan böyle gözyaşlarım yalnızca terden akacaktır çünkü keder ya da pişmanlık veya düş kırıklığı gözyaşlarının çalışma yaşamında hiçbir değeri yoktur oysa her gülümseme bir altınla değiştirilebilir ve yürekten sarf ettiğim her güzel söz kaleler inşa eder. Ben kalpleri fethetmek için gülüyorum. Daima gülmek ümidiyle hoşcakalın.

 

 

 

Hareketsizlik ölüme götürüyor

Uzun süre aynı pozisyonda kalmak insan bedeninde geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor. Hareketsiz bir yaşam sadece bedenimizde değil, ruhumuzda da olumsuz gelişmelere neden olabilmektedir. . Bilim adamları, hareketsizlik ve kaygı durumunu konu alan, toplamda on üç bin dört yüz yetmiş kişinin katıldığı dokuz araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi. Saatlerce televizyon ya da bilgisayar ekranı karşısında oturmanın uyku bozukluklarına yol açarak metabolizmayı olumsuz yönde etkilediğini belirten bilim adamları ayrıca “tembelliğin” halk arasına karışmayı önlediği ve kaygı bozukluğu gibi ruhsal sorunlara zemin hazırlayabildiği sonucuna vardı. Hareketsiz kalınan süre ne kadar uzunsa kaygı riskinin de o kadar arttığını ortaya koyan uzmanlar o kadar uğraşıp benim yıllardır bildiğim ve yakın çevremde ki travesti arkadaşlara sürekli olarak söylediğim sonuca ulaştılar yani tembellik yapmayın. Kışın soğuk üşüyoruz diye eve kapanırız yazın ise aşırı sıcaklardan dolayı eden çıkmayı reddederiz bunun sonucunda ise diyabet, obezite gibi birçok kronik hastalığa davetiye çıkarırız. Dünya Sağlık Örgütü, formu ve sağlığı korumak için günde 10 bin adım atılmasını öneriyor.

Günde on bin adım aslında bizi hayata bağlayan sağlığımızı koruyan bir etkinlik ama günümüzde kim bu kadar yürümeyi göze alabiliyor sanırım hiç birimiz. Evimizin kapısına çektiğimiz arabamızla gideceğimizin her yere ulaşmak kadar kolay bir yol varken neden yürüyerek kendimi yorayım diyenler çoğunlukta ve bu bizi maalesef ölüme yakınlaştırıyor. Araştırmalara göre, düzenli spor yapmak meme kanseri riskini yüzde 39, bağırsak kanseri riskini yüzde 26, diyabet riskini yüzde 34 azaltıyor.

Ben de travesti İclal olarak bilgisayar karşısında vakit geçirmekten uzun süre hareketsiz kalmaktan hoşlanıyorum ama bir yere kadar, her gün sokağa çıkıp, on bin adım atmaya çalışıyorum. Bazen bu uzun yürüyüşlerimde yanımda benim gibi sağlığına dikkat eden travesti arkadaşım Banu’da oluyor. Bir spor salonunda para ile sağlık kazanmak yerine doğal ortamlarda sporu yapmaya çalışıyoruz. Bir de belediyelerin her mahallede ücretsiz spor parkları var. Oradaki aletlerin pek çoğu spor salonlarında bile yok üstelik gerçekten işe yarıyorlar. Benim vaktim yok, param yok bahanelerini bir kenara bırakın ve sağlığınız için bir adım atın. Sevgilerimle.

 

Kilolarla yaşamak

Gün geçmiyor ki yanlış çay ve ilaç kullanmaktan dolayı bir gencin hayatını kaybetmesi ya da ölümden dönmesi haberi okumayalım.  özellikle kadınların ve travestilerin zayıf olmak ile ilgili bir takıntıları var. Mesela daha dün bir genç kız internetten satın aldığı bir zayıflama çayı yüzünden karaciğer nakli olmak zorunda kaldı. Şansı varmış ki uygun karaciğer zamanında bulundu ya tam tersi olsaydı ve karaciğer bulunamasaydı işte bu seçeneği düşünmek bile istemiyorum.

Maalesef tüm dünyada kadınların otuz dört beden olmak ile ilgili çok fazla gayretleri var bunun için midesine kelepçe taktıranlar, aç yaşayanlar, yedikten sonra parmaklayıp çıkaranların sayısı da hızla artıyor. Anoreksi denilen zayıflama hastalığına yakalanan yüzlerce genç kız hayatını bir hiç uğruna kaybetti ve kaybetmeye de devam ediyorlar. Şahsen ben bu kızların yakınlarının yerinde olsam onlara şişman olmanın da kendine göre bir güzelliği olduğunu insanın sağlık sorunları haricinde zayıflama isteğinin yanlış olduğunu anlatırdım.

Üstelik bu hatayı sadece gençler de yapmıyor televizyon ekranında izlediği mankenlere benzemek isteyen Mardin travestilerinden bir arkadaşımız da geçen yıl midesine kelepçe taktırmış fakat sağlık sorunları yüzünden yeniden ameliyat masasına yatarak bu işlemi sonlandırmak zorunda kalmıştı.

Dün akşam haberlerde yine gencecik ve algısı yanlış bir yöne çekilmiş bir kız.. Zayıf olmanın güzel olmak olduğuna inandırılmış, biraz fazla kilosu olursa onu kimsenin beğenmeyeceğine inanmış 21 yaşında bir kızımız, zayıflama uğruna internetten sipariş verdiği çayları içerek neredeyse hayatından oluyordu. Karaciğerlerinin iflas etmesine sebep olacak bir çayın içinde neler vardır bir düşünün artık.

Lütfen sizden rica ediyorum özellikle çok sevdiğim travesti arkadaşlar, bilinçsiz medyanın ve bilinçsiz markaların bizleri inandırmaya çalıştığı bu zehirden kendimizi kurtaralım. Sadece doktorumuz zayıflamanız gerek derse zayıflamak için uğraşalım ama bunun için de sadece doktorun önerdiği yöntemleri deneyelim asla kulaktan dolma bilgilerle sağlığımızı tehlike altına atmayalım. Unutmayın bu beden bizim değil sadece emanet olarak aldık ve ona zarar verecek olursak bunun hesabını öbür tarafta veremeyiz.

Kendimizi ve bedenimizi sevmeyi öğrenelim. Hayat sevince güzel. Sevgiyle kalın.

 

Ayakkabınız sıkıyorsa

Ne zaman yeni bir ayakkabı alsam, uzun bir süre doğru dürüst giymek nasip olmuyor. Ayakkabıyı aldığım mağazadan bir süre sonra açma yapar diye verdikleri model bir türlü açılmadığı gibi olan benim zavallı ayak serçe parmağıma oluyor.

Artık neredeyse nasıra dönüşmeye yüz tutmuş kızarık parmaklarım yüzünden yaz geldiği halde önü açık ayakkabı giyemez oldum. Ben de hem kendi kişisel sorunuma çare bulmak hem de sizleri bu konuda bilgilendirmek için sıkan ayakkabılar için çareler aramaya başladım. O kadar çok sonuç buldum ki burada sadece birkaç tanesini paylaşmak bu dertten kurtulmamıza yardımcı olacaktır diye düşünerek paylaşıyorum. Öncelikle herkesin evinde rahatlıkla bulabileceği kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan yumurta ile başlamak isterim. Ayakkabının  vuran kısmına ince bir tabaka halinde yumurta beyazı sürebilirsiniz ama beyazı ile sarısını iyi ayırmak zorundasınız çünkü bildiğiniz gibi yumurtanın sarısı kokar ve ayağınızdan etrafa pis bir koku yayılabilir.

İkinci seçenekte her kadının makyaj masasında bulunan deodorantlar, ayakkabıyı giymeden önce içine deodorant sıkın ve daha sonra giymeyi deneyin. Hem bu sefer yumurtadaki gibi kötü koku riski yerine mis gibi kokan ayakkabılara sahip olabilirsiniz. Bu yöntem de işe yaramaz ise,ayakkabının vuran kısmına kokusuz diş macunu sürmek de işe yarayabilir. Şimdi Ankara travestilerinden Bade’nin de kullandığı ve test ettiği yüzde yüz işe yarayan diğer bir yöntemi yazacak olursam,her derde deva Aloe vera bitkisinden bahsetmeliyim, Aloe vera bitkisinin yaprağını kestikten sonra açığa çıkan jeli ayakkabının vurduğu yere uygulayabilirsiniz. Aloe vera anti enflamatuvar etki gösterir, kızarıklık ve şişkinliğe iyi gelir, yaranın hızlıca iyileşmesini sağlar ve cildi nemlendirir.

Bir diğer kurtarıcı sebzeleri yıkamakta salatalarda kullandığımız elma sirkesi, elma sirkesinin de ayakkabı vurmasına iyi geldiği söylenmektedir. Bu arada travesti arkadaşlarımdan biri elma sirkesinden nefret ediyordu, bunuda söyleyeyim istedim. Su toplayan yeri elma sirkesine batırarak veya sirkeyi pamuk yardımıyla sürerek yaranın hızlıca iyileşmesini sağlayabilirsiniz. Özellikle su kabarcığı patladıktan sonra uygulandığında enfeksiyonu önler. Biraz acıtabileceğinden kabarcığın etrafına yavaşça uygulayabilirsiniz.

Son olarak, evde çay demlemekte kullandığınız siyah çay poşetlerini atmayın bardaktan çıkardıktan sonra soğumaya bırakın ve ayağınızdaki yaralara sürün. Çayın yararlarını da bunu da ekleyerek çayı vazgeçilmez yaptık. Ben de bir çay tiryakisi olarak bu yöntemi denemeyi düşünüyorum. Şimdiden hepimize geçmiş olsun umarım artık ayaklarımız yara olmadan istediğimiz ayakkabıyı giyebiliriz. Sevgiyle kalın.

Televizyonun müdavimlerine şok karar

Televizyonlarının gündüz kuşaklarını seyredenlerin çok iyi bildiği bazı insanlar vardır. Bunlar genellikle ekrana çıktıklarında kendilerince doğru bildikleri yanlışlarla vatandaşı kandırmaya çalışan, sabahtan akşama kadar kendi reklamlarını yaparak güya tıp uzmanıymış gibi davranan insanlardır.

Bu insanların yüzünden hasta olduklarında doktora gitmek yerine aktarlara giden çok fazla tanıdığım var eminim sizin çevrenizde de aktar meraklıları artmıştır. Başınız ağrıyorsa şu çayı yapın için, beliniz ağrıyorsa elektrikli süpürge tutun. Kanseri yenen mucize bitki diyerek pek çok kanser hastasının evresinin ilerlemesine neden olanlar da bu sahte doktorlardır. Dediğim gibi bu sahtecilerin lafıyla  iyileşeceğini sananların sayısı her geçen gün artıyor. Geçenlerde  İstanbul travestilerinden Ayda’nın evinde misafirken,  canımız sıklınca televizyonu açtık. İnanamazsınız her kanalda farklı bir sahte uzman bitki çayı tarifi veriyordu. Üstelik bunu yaparken diyabet hastaları için tehlikeli olduğu bilinen bazı çayları hiçbir uyarı getirmeden anlatmaları canımı sıktı.

Neyse ki artık bu gibi görüntüler tarih olacak. Sağlık Bakanlığı, her kafadan farklı ses çıkaran bu insanlar için önlem almaya karar verdi. Artık önüne gelen televizyonlara çıkıp, istediği tarifi veremeyecek önce bilimsel kanıtlarını gösterip, televizyona çıkma sertifikası almaları gerekecek. Zaten en başından beri doğru olan da bu değil miydi? Hasta insanlar kimsenin oyuncağı edilmeden doğru bilgi ile donatılıp, öncelikle bir hastaneye yönlendirilmeli ve alternatif tıp mutlaka bir doktorun gözetiminde uygulanmalıdır. Herhalde bu işi yapabilmek için altı boyunca kafa yoran okulunu okuyan insanlardan yani gerçek doktorlardan daha iyi kimse teşhis ve tedavi uygulayamaz.  Lütfen sizlerde hastalandığınızda bilimsel olarak kanıtlanmamış hiçbir ilacı kullanmayın. Mazallah yan etkileri yüzünden sağlığınızdan olabilir hatta ölebilirsiniz. Şimdiye kadar bu sahte doktor diyetleri yüzünden pek çok vatandaşımızın sağlığı tehlikeye girdi. Önerdikleri bitkiler arasında kalbi durdurma gücü olan bitkiler bile vardı. Bu kadar emin konuşmanın nedeni ise Aydın travestilerinden Sanat’ın televizyonda duyduğu bir bitki karışımından zehirlenmesi ve hastaneye son anda yetiştirilerek kurtulması. İnsan hayatının bu kadar ucuz olmaması gerekir.

Neyse ki artık bu sahta televizyon yıldızlarının yıldızları bir bir düşecek ve kanal kanal gezemeyecekler. Hepinize sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

Her yerim ağrıyor diyenlerin dikkatine

Sanki dünyadaki bütün hastalıklar kadınlar için var gibi geliyor bazen bana, erkekler dünyanın sefasını sürerken şu ince düşünen, her şeyi büyüten, sorunları abartan beynimiz yüzünden hastalık faturaları hep bize kesiliyor.

Şimdi de yeni teşhis edilen bir hastalık çıktı ortaya ve yine sadece kadınlarda ortaya çıkıyormuş. Bu yeni hastalığın adı fibromiyalji, daha anlaşılır bir dille söylemek gerekirse her yerim ağrıyor hastalığı. Kış aylarının ve nemli havaların uzun sürmesi, bütün kaslarımızda ağrıların artmasına hatta parmağımı kıpırdatacak halim yok dememize sebep oluyor. Deniz kenarında bir şehirde oturan travestiler daha çok muzdarip bu hastalıktan, mesela Muğla travestilerinden Ayda ile Aydın travestilerinden Sanat, yaklaşık on beş gündür evde yatıyorlarmış. Birkaç doktora girmişler gitmesine anama dertlerine çare bulamamışlar. En son gittikleri doktor işe uyanıp bizimkileri bir fizyoterapiste göndermiş, kaslarını termal suda bir güzel yumuşatan ve çeşitli ilaçlar kullanmaya başlayan dostlarım biraz olsun rahatlamışlar rahatlamasına ama maalesef bu hastalığın bir tedavisi olmadığı için, öbür boyu ağrı kesicilerle yaşamak zorundalar.

Peki neden olur bu hastalık diye sordukları doktor, geçmiş yıllarda yaşadığınız derin üzüntüler cevabını vermiş. İşte stres burada da karşımıza çıktı. Demek ki bu hastalığın ilacı da mutlu olmaktan geçiyor. Zaten doktor tavsiyesi ile ayak parmağınızdan girip, tüm iskelet sisteminizi ele geçiren bu hastalıktan kurtulmak istiyorsanız sadece mutlu olmayı denemelisiniz. Şu her şeyi kafaya takma huyunuzu bir kenara bırakıp, dünya yansa bir kalbur samanım yanmaz edasına geçmeye hazır olun. Yoksa bu ağrılar ve acılar sizi bir ömür boyu esir alabilir.

Her yıl bir fizik tedavi hastanesinde on beş gün yatıp, stresten ve gerçek dünyanın yorgunluğundan kurtulmak, size üzüntü veren olayları hafızanızdan silmek ve en önemlisi olaylara pozitif bakmayı öğrenmek. Biliyorum tüm bu saydıklarımı yapmak, oldukça zor ama ne yapalım işin ucunda beden ve ruh sağlığımızın bütünlüğü var. Ha bir de düzenli spor yapmak da işe yarıyormuş, yazın başlayıp, kışın soğuk diye bıraktığımız yürüyüşler var ya, onlara yaz kış demeden gerekirse kapalı spor salonlarında devam etmeliyiz. Madem geldik dünyaya bu dünyanın hakkını verip sağlıklı olmanın yolarını aramak bizim en önemli görevimiz, bu beden bize emanet olduğuna göre emanete ihanet etmek bize yakışmaz. Sağlıkla kalın.

Tecavüzün affı olmaz

zonguldaktaki_cinsel_istismar_davasi_sonuclandi13645595350_h1007853

Geçenlerde sosyal medyada bir yazı okudum. İngiliz bir hakim bir parkta genç kızı kovalayan genç erkeğe ömür boyu hapis cezası veriyordu ve bunun nedenini kimse İngiliz kızlarının özgürlüğünü kısıtlayamaz diye açıklıyordu. Bu yazı beni derinde etkiledi çünkü adalet sistemi gelişmiş ülkelerde yaşayan kadınların özgürlüğünü kıskandım.

Adaletin düzgün işlemediği ülkelerde ise tecavüzü ve cinsel istismarı hafifleten pek çok neden suçlunun özgür kalmasına yardımcı oluyor. Kendini bilmez erkek müsveddelerinin kadınlar üzerinde hak iddia etmesi yüzünden en çok mağdur olan maalesef biz travestiler oluyoruz. Çünkü kanunlarda bulunan açıklar her zaman suçlu lehine işliyor ve kişinin yaptığı yanına kar kalıyor. Bence tecavüzün affı olmamalı. Tecavüze uğrayan kadınların yaşadıkları dramatik durum asla iyileşmiyor ve her durumda ortaya çıkarak kanayan bir yaraya dönüyor. Son yaşanan tecavüz ve öldürme olayı ile birlikte ayağa kalkan kadınlar ve ünlüler sosyal medyada çığ gibi büyüyerek bu konunun yeniden gündeme gelmesini sağladılar.

Medya organları tarafından duyurulan eylemlerle siyaha bürünen kadınlar sokaklara çıktı ve seslerini daha doğrusu çığlıklarını duyurmaya çalıştı. Kendini bilmez birkaç erkeğin yaptıklarını tüm bir insanlığa mal etmek doğru değil ama bu insanlara gereken cezayı vermek de boynumuzun borcu olmalı. Doğada hiçbir hayvan kendi cinsine zarar vermezken insanın insana yaptığı zulüm affedilir gibi değil. Sırf eteği kısa, güzel diye hedef olan yaşadığı ömür boyunca erkekler tarafından tacize uğrayan korkarak yaşamak zorunda kalan bütün kadınların sesi olmalıyız. Üstelik utanması gerekenler değil de bu kadınların utanması ve başlarına gelenleri açıklayamaması yüzünden bu sayı net olarak da bilinmiyor.

Sosyal Medyada Beren Saat’in başlattığı  sen de anlat etiketine başlarına gelen tacizleri yazan kadınlar hep aynı şeyden şikayet ediyorlar. İyi yetişmemiş, ahlaksız erkekler ve onların aşağılayan taciz eden bakışları.  Bu yazılardan birkaçını okuyunca yaşanan olayların birbirine benzer olduğunu fark ettim. Çoğunlukla özgüven içinde büyümüş erkekler ve aileleri tarafından erkeğe hizmet amaçlı programlanmış kadınlar, sanırım bu yetişme tarzında da suç yine biz kadınlarda çünkü toplumu yetiştiren de biz kadınlarız. Anne olmak büyük sorumluluk gerektirmektedir. Erkek evlat ile kız evlat arasında fark gözetmeksizin eşit davranabilen anneleri ayakta alkışlıyorum. Bir gün sosyal adaletin yerini bulacağına ve Ankara, İstanbul, İzmir ve tüm dünyada yaşayan travestilerinde özgürce hareket edebildikleri bir dünya hayali kuruyorum. İnsan olmakta birleşerek sanırım bunu başarabiliriz. Gerekirse okullarda ve medyada bu konuyla ilgili eğitimler verilebilir ve yeni nesillerin biz eski nesiller gibi ürkek kadınlar olması engellenebilir.

 

Şelaleler altında

Çavlan ya da çağlayan adı ile de bilinen şelaleler müthiş görünüşleri ile göz kamaştırıyor. Akarsu yatağının dike yakın bir biçimde suların aniden düştüğü şelaleler sularının sesi ve manzarası ile adeta insanı içine çekiyor. Bu yaz İstanbul travestilerinden Aysıma ile birlikte Manavgat şelalesi önünde harika fotoğraflar çektik. Bir ara sizlerle paylaşırım.

Şelâlelerin en önemli özelliklerinden biri çok büyük aşındırma gücüne sahip olmalarıdır. Aşınmanın hızı, suyun düşme yüksekliğine, düşen suyun hacmine, aşağıya taşıdığı aşındırıcı maddelerin yapısına göre değişir. Ülkemizin pek çok bölgesinde bulunan şelaleler, turistik anlamda çok önemli doğa olaylarıdır. Şelaleler genellikle akarsu yataklarının kırılması, buzullaşması ve başka sebepler nedeniyle başkalaşması yoluyla oluşabilir. Ya da farklı aşınma süreleri ve akarsu yatağının oluşumu sırasında meydana gelebilir. Şelaleler sadece izlemek için bile çok güzel olsalar da suyun taşıdığı önem nedeniyle oluştukları bölgelere hayat verirler. Antik ağdan itibaren pek çok medeniyet şelalelerin çevresinde kurulmuştur. Ülkemizde güzel şelaleler Antalya  ve  çevresinde toplanmıştır.

Bir su şehri olan Antalya Aysıma ile gezdiğim Manavgat hariç Kurşunlu şelalesi ile de ünlüdür. Dünyada da her yıl milyonlarca turistin akınına uğrayan görkemli şelaleler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri, Venezüella’da bulunan 979 metre yüksekliğindeki Angel Şelalesi, Güney Afrika’da bulunan 948 metre yüksekliğindeki Tugela Şelalesi ve Amerika’da bulunan 739 metre yüksekliğindeki Yosemite Şelalesi’dir. Ayrıca ismi çok duyulan bir şelale olarak Amerika’daki Niagara Şelalesi ise 49 metre yüksekliğindedir. Manavgat Şelalesi’nin etrafı kanallar ve setlerle süslenerek güzel bir mesire alanı haline getirilmiştir. Yüksek olmayan bu şelale genişliği ile dikkat çekiyor.

Eskiden beri insanlar evlerini su kenarlarına yapmışlardır. Tarımın yaygın olduğu bölgelerde su çok önemlidir. İnsanoğlunun su ile imtihanı maalesef yakın zamanda başlayacak gibi görünüyor. Doğayı hızla kirleten ve su kaynaklarını tüketen insanlar yüzünden yakın bir gelecekte bu şelalelere hasret kalabiliriz. Her neyse ben size Manavgat şelalesini anlatmaya devam etmek istiyorum tarihi hakkında kısa bir bilgi edindiğim Manavgat, ismini bu şelaleden almaktadır. Şelalenin etrafında piknik alanları ve restaurantlar mevcut olup, şehir merkezinden dolmuşlarla ulaşım sağlanabilmektedir. Şehrin gürültüsünden ve keşmekeşinden uzak yalnızca su sesi ile rahatlamak isteyenlerin tercih edebileceği bir yer olabilir. Yaz sıcağında şelalenin önünde taze balık yemenin keyfi hiçbir şeye değişilmez. İsterseniz etrafta gözleme yapıp satan kadınlar ve tropik meyve satıcılarından alacağınız ürünlerle de daha ucuza karnınızı doyurabilirsiniz. Siz de travesti Aysıma ve benim gibi Akdeniz’de tatil yapmayı düşünüyorsanız erken rezervasyonla çok ucuza bir konaklama yeri ayarlayabilirsiniz. Şimdiden iyi tatiller.