GİRİŞ

Yanlış bir hayatın peşinde koşma

Hayat sen öyle durduğun yerde dururken sana güzellikler sunmaz. Sadece gayret gösterenler için iyi şeylerin olduğu zor bir durumdur yaşamak. Ne olmasını bekliyorsun mesela hayta sana ne sunsun da mutlu ol. Mutlu olmayı hak etmek için neler yapıyorsun? Hayal kurmak yetmiyor gerçekten ne işle meşgul oluyorsun seni mutlu edecek bu soruların cevabı koca bir hiçse bence çok da umutlu olma çünkü beklediğin mutluluktan çok uzaktasın. Hani eskiden çocukken oynadığımız bir oyun vardı bir e eşyayı saklar sonra birinin onu bulmasını beklerdik. Eşyaya yaklaşınca sıcak uzaklaşınca soğuk diye bağırırdık. İşte sen o oyunun içinde en soğuk köşede öylece duruyorsun. Sistem böyle çalışmıyor! Düşünce gücü, metafizik, parapsikoloji, yoga, meditasyon, aklına her ne geliyorsa, neye inanıyor ve peşinden gidiyorsan, hepsi bir yerde… tıkanıp kalacaktır! Ummakla, dilemekle olmuyor, ayağa kalkacaksın! Her şeyden önce farkına varacaksın!Hangi öğretiye inanırsan inan, üstün körü anlamayacaksın.Bir bilgiyi gerçekten hayatında uygulayamıyorsan, o bilgiye sahip olduğun yanılgısına kapılmışsın demektir.Kendini kandırmayacaksın!Gerçekleri anlayacak, sonu her ne olursa olsun kabul edeceksin.Bazen bildiklerin, öğrendiklerinin acı verir.Onu da yaşayacaksın.Önce kendinin, ne olduğunun, nelere sahip olduğunun, gücünün, yeteneklerinin,bu hayata neden geldiğinin farkına varacaksın.Bu hayatı ne kadar gereksiz insan ve şeyler için harcadığına bir bak senin için hiç kıymeti olmayanlara ne çok emek verdin.Emekler heba oldu bari sen heba olmadan kurtul bu yılgınlıktan boşa kürek çekmekten bunun farkına varan Manisa travestileri, İstanbul travestileri ve pek çoğu için söyleyecek tek şey aferin olurdu ama bitmez farkına vardınız da ne oldu? Fark ettiğiniz gerçekle yüzleşmek yetmiyor şimdi asıl marifet gayret gösterip bu tek düze hayatı sıkıcı olmaktan çıkarmakta hadi ne duruyorsunuz beklemekten vazgeçip harekete geçmenin tam zamanıdır. Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin senden daha önemli olduğunu düşünmeyeceksin. Bedenine, ruhuna, aklına sahip çıkacaksın. Hak etmeyenin ardından yas tutup, bunu da aşka bağlayıp, aşkın şanını kirletmeyeceksin. Kendini tanıyacaksın, hem de çok iyi tanıyacaksın! Kimleri, neden ve niçin seçtiğini bileceksin.Kimseyi kırmadan dökmeden ama hep kendin için bir savaş ver ki mutluluğu hak edesin sevgiler dostlarım İclal.

 

Terlemek ve kötü koku sorunu

Terlemek sanırım şu aralar hepimizin en büyük sorunu olmuş durumda hava sıcaklığı aniden yükselince ne yapacağımızı şaşırdık aşırı terleyen travesti dostlar ne demek istediğimi anladılar. Evden çıkarken giydiğimiz en güzel kıyafetlerimiz kısa sürede ter içinde kalıyor ve biz kötü kokmak istemiyoruz o halde bunun çaresine bakmak gerekiyor. Nasıl mı yapacağız teknoloji gelişti artık her şeyin bir kolayı var.Botoks ile çözüm bulan Ankara travestileri gibi biz de çareler buluruz.Aşırı terleme hem bir sağlık sorunudur hem de günlük hayatı ciddi anlamda kötü etkileyen bir olaydır. Aşırı terleme her insanda değişik bölgelerde olur. Kimi insanların elleri ve ayakları çok terler iken, kimilerinin koltuk altı veya yüzü aşırı terler. Birçok farklı bölgede de aşırı terleme sorunu görülebilir. Her insanın uyması gereken temizlik kurallarında aşırı terleyen bireyler daha özen göstermelidir. Çünkü temizleme olmazsa vücuttan dışarı atılan toksik maddeler tekrar vücut tarafından geri emilebilir. Bundan dolayı sık sık duş almak gerekir. En çok şikayet edilen terleme bölgesi koltuk altı bölgesidir. Koltuk altı terlemesini engellemek için türlü yollar vardır. Kimi dönemlerde aşırı terleme normal kabul edilebilir. Bunlar, hamilelik dönemleri, ergenlik dönemleri ve menopoz dönemleridir. Bilhassa birçok bireyde aşırı koltuk altı terlemesi görülmektedir. Bu durum çoğu bireyde stresten dolayı gerçekleşir. Stres yaşayan vücut daha fazla çalışır ve koltuk altı bezlerinin aşırı oranda ter salgılamasına neden olur. Stres en çok karşılaşılan neden iken, diğer aşırı terleme sebepleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Şayet bireyde tiroid bezi fazla çalışıyorsa bu da aşırı terlemeye neden olabilir. Böbrek üstü bezinde yaşanan rahatsızlıklar, şişmanlık, hipoglisemi ve insülin de aşırı terlemeye sebep olan rahatsızlıklardır. Doğal bir zehir olan botox sulandırılarak problemli bölgeye enjekte edilir. Burada amaç ter bezlerini felç etmek ve terlemeyi önlemek. Aşağı yukarı 30 dakika sürer ve Lokal anestezi ile yapılır. Yalnız koltuk altı terlemelerinde değil, avuç içi terlemelerinde, ayak terlemelerinde de kullanılır. Sorun saptanamadığı durumlarda sempatik sinirlerin doğuştan aşırı çalıştığı düşünülür. Bu soruna karşı çok değişik tedavi şekilleri uygulanabilir: Hastanın beyaz renkli, hafif, pamuklu giysiler ve çoraplar giymesi tavsiye edilir.

Sosyal bellek ve acılar

Sosyal bellek, aynı zamanda psikolojik dünyamızın merkezi olan beynimizin sol ön bölgesinde konumlanır. Yaşanılan acı ve üzücü olaylar ana belleğin yanı sıra sosyal belleğe de kayıtlanır. Bu bölgeye genelde mutlu ve güzel hatıralar değil, acı anılar depolanır. Bu yüzden yaşadığımız üzücü olayları mutlu anlarımızdan daha iyi hatırlarız. Çünkü mutlu anılar sadece ana belleğe kayıtlanırken, acı anılar hem ana belleğe hem de sosyal belleğimize depolanır. Sosyal hafıza görülen yaşanılan şeylerle beraber eğitimle de şekillenir. Kişinin toplum içindeki davranışlarını, ahlaki yapısını teşkil eder. Mesela antisosyal, psikopatik kişilerde sosyal hafıza bozukluğu vardır. Sosyal hafıza davranışlarımızda önemli rol oynar aynı zamanda beden dili ile de ilgilidir. Mide ve bağırsaklar gibi iç organlarımız sosyal hafıza ile iç içedir. Yaşanılan travmalar bir yandan sosyal hafızaya kayıtlandığı için aynı zamanda iç organlarımızın çalışma şeklini de etkiler. Örneğin kişi önemli bir randevu öncesinde mide ve bağırsak fonksiyonları bozulabilir, çarpıntı yaşayabilir, kan basıncında iniş çıkışlar olabilir. Bu tablo ruhsal gerilimin psikosomatik bedensel yansımalarıdır. Aslında psikosomatik hastalıklar, yaşanmış travmaların mide bağırsak fonksiyonları üzerindeki kalıcı olumsuz etkilerinden kaynaklanır. Genellikle benim de başıma gelir uzun yola çıkacağım zaman stresten uyuyamam ve bağırsaklarım bozulur bu yüzden hep randevularına geç kalan Antalya travestilerinden bir dostum da aynı şeyden şikayet ediyor nedense istemediğimiz bir şeyi yapacaksak beynimiz hemen iç organlarımıza sinyal gönderip uyarı yapıyor olan da bize oluyor. Sosyal belleğe kayıtlanan hatıralar bilinç altında da yer eder. Kişi yaşanılan travmayı çoktan bilincinden çıkarmış olsa da sosyal bellek zaman zaman bedensel dille bunu hatırlayabilir. Bu nedenle sol frontaldeki sosyal hafızaya kayıtlanmış hatıraların, bilinç dışı ani bedensel tepkimelerle hatırlanması panik ataklara, uzun süreli kronik bedensel tepkimeleri ise psikosomatik bozukluklara (mide ülseri, spastik kolon, müzmin kabızlık ya da ishal gibi) neden olur. Ancak günümüzdeki tedavi teknolojilerimiz ile acı hatıralarımızı tamamen yok edemesek bile etkilerini azaltabilmemiz mümkün olabilmektedir. Hiç bir yöntemle, hafıza kayıtlarınının tam olarak blok bir şekilde silmek mümkün değildir. Ancak bazen beyin bunu beden ve ruh sağlığı korumak için otomatik olarak yapabilmektedir. Örneğin ağır bir travma karşısında (trafik kazası ya da çok sevilen birinin ani kaybı gibi) beyin şalteri indirir ve bilinci kapatır. Bu durum, ağır travma karşısında kalıcı ruhsal bozukluk oluşmaması için koruma amaçlı yapılır ve geçici baygınlık oluşur. Trafik kazası ya da başka ağır travma geçirenlerin olay anını unutması ve hatırlayamaması bu nedenledir. Hatta bazen beyin aşırıya kaçabilir ve kişi bir kaç gün ya da haftayı tamamen unutabilir. Kötü anıları aklımızdan silmek umuduyla sevgiyle kalın İclal.

 

Ben dünyanın en değerli canlısıyım

Başlığa bakıp bizim narsist yine döktürmüş demeyin. Kendini sevmenin narsistlikle bir ilgisi olduğuna inanmıyorum. Her halimde her durumumda kendimi sevmeyi bir görev biliyorum. Çünkü ben ne kadar çok değerli isem karşımdaki de o derece değerli olacaktır. Başkalarının güzel hayatlarına özenip mutsuz olmaktansa kendi hayatımı iyi ve kötü yanlarıyla sevmeyi tercih ediyorum.“İyi ya da kötü diye bir şey yoktur. İyi ve kötünün nedeni düşüncelerdir.” Kişilerin ya da nesnelerin güzelliklerini, değerlerini görüp takdir ettikçe güçlenirsiniz. Bu cömertliğiniz neticesinde Evren de, size enerjileri yönünden cömert davranacaktır. Enerjiniz arttıkça kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Ruhsal enerjinin kaynağı, kendimizle kurduğumuz ilişkiyle şekillenir. Kendimize karşı tutumumuz ve inançlarımız yaşamımızın kalitesini belirler. Yaşamınızla birlikte, diğer ilişkileriniz de; kendinize yönelik inanç ve tutumlarınızla şekillenir. Siz kendinize güvenmeyip inanmadıkça, kimse size güvenip inanmayacaktır. Siz kendinizi sevmedikçe, kimse sizi gerçekten sevmeyecektir. İçerden dışarı yansıttığınız niyetler ve hisler, aynı bir bumerang gibi size geri dönecektir. Durmadan kendim ile ilgili olumlama yapmıyorum tabi ki ama yapmadan da olmaz. Bu konuyu beni iyi tanıyan İstanbul travestileri daha iyi anlayacaklardır. Benim derdim kendimi yüceltmek değil insanlığı yeşertmek. Olumlamalarınız başka insanlar hakkında değil, size yönelik olmalıdır. “Şu kişi bana her geçen gün daha çok âşık oluyor…” gibi manipülatif içerikli bir olumlama yerine; “Gün geçtikçe daha çok seviliyor ve beğeniliyorum…” gibi bir ifade kullanmanız önemlidir.“Sevilmeyi ve saygı görmeyi hak eden, değerli bir insanım.” “Her gün, kendi değerimin daha çok farkına varıyorum.” “Seçtiğim düşünceler ve seçimlerim sayesinde yaşam kalitemi, enerjimi belirleyecek kişi benim. Ben pozitif ve sevgi dolu düşüncelerimle, kendim için en hayırlı kararları vermeyi seçiyorum.”“Kendime inanıyorum, kendimi olduğum gibi kabulleniyorum ve seviyorum. Çevremdeki insanlar da, beni olduğum gibi kabulleniyor ve seviyor. Gördüğünüz gibi mesele kendini yüceltmek değil tüm insanlığa hizmet etmek ve ben buna kendimden başlamayı seçtim. Pozitif ve sevgi dolu düşüncelerimle, kendim ve çevrem için güzel bir enerji yayıyorum. Pozitif oldukça da hayatıma hep pozitif şeyleri seçiyorum. Aslında başıma kötü şeyler de geliyor tabi ama ben onları bir imtihan gibi değerlendirip sınavımı en iyi şekilde vermeye bakıyorum. Size de bu sınavda kolay gelsin saygılar İclal.

 

Acıyı sevmek olur mu?

Başlığı şarkı adından seçtim ama konumuz şarkılar değil gerçekten acı olan şeyler mesela biber bildiğiniz en acı biberleri düşünün. Yediğinizde ağzınızda deli gibi yanma hissi olan yutamadığınız kadar acı biberleri yiyebilen milyonlarca insan var. Peki nedir onları farklı kılan şey. Ağızlarında demir falan yok merak etmeyin sadece ağzımızda ki tat alma duy organı olan dilimizde farklılar var.Bazı insanlar acı bibere karşı daha dayanıklıdır ve iştahla yer. Bazıları için ise, acı biber yemek bir eziyete dönüşür. İşte acı biber yiyince bedenimizde olanlar. Acı biber yediğimizde ağızda yanma ve sıcaklık hissi oluşur ve aslında bu acı, dokuda bir hasar gerçekleştirmez. Biberdeki kapsaisinin yol açtığı acının etkisiyle, ilgili hücrelere kimyasal sinyaller yollanır. Kapsaisin sudan ziyade yağda çözündüğünden, acı yemeğin ardından su içmek pek işe yaramaz, ama ayran iyi gelir. Çünkü ayran yağ içerir. Ayrandaki yağ, ağzınızdaki kapsaisini temizleyerek acı hissini ortadan kaldırır. Su ise soğukluğundan dolayı ancak geçici bir etki sağlar. Kapsaisin, mikroplara karşı da etkili. Çok acı yiyen insanların bağışıklık sistemi o nedenle çok güçlü olur bakın Doğu Anadolu Bölgesi travestilerine mesela Muş travestilerine kışın incecik kıyafetlerle gezerler benim kadar çok hasta olmazlar. Neden çünkü ben acı yiyemiyorum. Hem genetiğimde yok alışmamışım hem de sanırım dilim onların ki gibi değil.Bunu kanıtlayan bir deney bile yapılmış.Bolivya’daki bir biber türünün bazı bireyleri acı iken bazıları değil. Bunun sebebini merak eden Tewksbury’nin gözüne biberlerde koyu renkli lekeler halinde görünen bir mantar bulaşı çarpıyor. Biberin meyvesini çürüten ve tohumlarını öldüren bu bulaşı dikkatle incelediğinde, acı biberlerdeki oranının, acı olmayanlardakinin ancak yarısı kadar olduğunu görüyor.Yani acı biberlerdeki bir şey, bu asalak mantarın büyümesini önlüyor olmalı, ancak bu şey acaba kapsaisin mi?Bunu anlamak için laboratuvarında bu mantarı yetiştiriyor ve her deneyde daha fazla kapsaisin ekleyerek deneyi tekrarlıyor. Ne kadar kapsaisin eklerse, mantar da büyümekte o kadar zorlanıyor. Yani kapsaisin, asalak mantarın büyümesini engelliyor. Bu da kapsaisinin mikroplara karşı etkili olduğunu gösteriyor. Demek ki neymiş acıyı sevmek lazımmış tabi dayanabilirseniz. Sevgiyle kalın İclal.

Sağlık ve tırnak ilişkisi

Tırnağınıza ne kadar önem veriyorsunuz mesela batığınız var mı? Yoksa sadece kesmekle mi yetiniyorsunuz oysa sadece tırnağınıza bakarak sağlığınız hakkında bütün bilgilere sahip olabilirsiniz. Tırnağınızın rengi ve yapısı ile ilgili özellikler, sahip olduğunuz sağlık sorunlarına işaret ediyor olabilir. Uzmanlar sağlıklı bir tırnağın özelliklerini şöyle sıralıyor: Genelinde pembe, dibine doğru ise beyazımsı pembe renge sahip olmalıdır. Peki bunun dışında nitelikler gözlemliyorsanız ne yapmalısınız? Eğer tırnaklarınız solgun veya diğer renklerdeyse sağlığınızla ilgili işaret veriyorlar demektir. Yeşil renk bakteriyel enfeksiyon göstergesidir. Normalden daha kalın tırnaklar akciğer rahatsızlığı, mantar enfeksiyonu, tiroid ve dolaşım sistemi hastalıklarına dair uyarı verir. Tırnaklarınız sık sık çatlıyorsa folik asit ve C vitamini eksikliği söz konusu olabilir. Ayrıca kronik yanlış beslenme habercisi de olabilir. Tırnağınız bir kaşığa benziyorsa genellikle demir eksikliği, hemokromatozis, kalp rahatsızlığı ve hipotiroid habercisi olduğu söylenebilir. Dalgalı bir görüntüsü varsa demir eksikliği, arterit hastalığının belirtisi olabilir. Benim tırnaklarım genellikle kuru ve çabuk kırılıyor mesela bunun için hormon seviyelerine bir baktırmak gerekiyor. Ankara travestilerinden Bade’nin ise tırnakları bir yumruyu andırıyor.  Sanırım onunda acil bir akciğer filmi ve bağırsak filmi çektirmesi lazım geliyor. Tırnaklarınızda hiçbir sorun yoksa korkmayın sağlıklı biriniz ama siz yine de her hafta bir bakıma gidin derim manikür ve pedikür tırnaklarımızın daha sağlıklı uzamasına yardımcı olur. Zaten güzel tırnaklar güzel eller güzel eller de güzel kadın demektir. Hiçbir şekilde bakımsız dolaşmayın. Kime nerede rastlayacağınız hiç belli olmaz. Daima temiz şık ve bakımlı kadınlar olmalıyız. Eğer maliyet açısında endişe ediyorsanız evde kendiniz de tırnak bakımı yapabilir bu konuda uzman olan kişilere taş çıkartabilirsiniz yeter ki bakımlı olmayı isteyin illa çok paralar dökmeniz gerekmiyor. Tırnaklarınızı doğal haliyle seviyor olabilirsiniz. Onları sürekli aynı renge boyuyor veya giydiğiniz kıyafete göre renklerini değiştiriyor olabilirsiniz. Hangisini yapıyor olursanız olun, en azından temel bir düzeyde ihtiyaçlarını karşılamalı, bakımlarını yapmalısınız. Ellerinizi yıkadıktan sonra, istisnasız her defasında kremlemelisiniz. Bu cildinizin kurumasını önleyecek ve tırnaklarınızı nemlendirerek daha güçlü ve sağlıklı olmalarını sağlayacaktır. Bu ayrıca, tırnakların sürekli eldiven içinde durup sıcak suya maruz kalacağı soğuk aylar için de iyi bir hazırlıktır. Yaz mevsimlerinde de, tırnaklarınızı güneş ışığı ve klorlu havuz suyundan korumalısınız. Sağlıklı tırnak sağlıklı birey demek unutmayın sevgiler İclal.

 

 

Stres Yönetimi

Öncelikle stresi yenmek için ne olduğunu bilmeli tanımını doğru yapmalıyız. Bir problemi tanımlayabilmek ve sorunun farkında olmak, çözüm için atılacak ilk önemli adımdır. Kuvvetli ve sağlıklı bir genetik yapınızın olması sizi strese karşı daha dayanıklı yapacaktır. Kalıtsal fiziksel özellikleriniz konusunda şu an yapabileceğiniz fazla bir şey yoktur. Ailenizin stresle baş etme yolu bilerek ya da bilmeyerek sizin günlük sıkıntılarla baş etme şeklinizi etkilemektedir. Biz ailemizin bire bir kopyası olmamamıza rağmen, onların kişiliklerinden ve tutumlarından etkilenmekteyiz. Örneğin; eğer siz çocukken, bir şeyler kırıldığı zaman ya da yemek yandığı zaman evde kavga edildiğini görmüşseniz, ileride aynı durumla karşılaşınca, sizin de aynı şekilde kavga etme ihtimaliniz yüksektir. Kültürel yapınızın ve eğitiminizin bir yan ürünü olarak şu andaki tutumunuz, beklentileriniz ve inanç sisteminiz, stres yapan etkenlere karşı davranışı etkileyecektir. Ruhunuzdaki stresin ise belirtileri çok daha farklıdır mesela içinizde kapanmayan bir boşluk duygusu hissedersiniz. Affedememe ve nedeni belirsiz bir kin gütme duygusu kime neden hiç önemi yoktur sadece hissedersiniz. Hayatın anlamsızlaşması bu ruhsal stresin bir belirtisidir. Yönünüz kaybolmuştur. Sürekli geçmeyen bir suçluluk duygusu da bunlara eklenir. Başka insanlara neden siz bir öfke beslersiniz. Stresi tanımladıktan sonra onunla baş etme yolarına bakmak lazım. Başkalarına yardım için bir şeyler yapın, bu haftada birkaç saat ya da yılda bir ayınızı ayırarak olabilir. Çevrenizde size ve ruhunuza hitap eden ve gerçekten güvenebileceğiniz bir yardım derneği ya da hareketi bulun. Her gün şükrettiğiniz 10 şeyi bir kağıda yazın. Haftada bir gün hayatınızdaki bir kişiye ona hayatınıza kattığı güzellikler için minnettarlığınızı ifade ettiğiniz bir not ya da e-posta gönderin. Kendi kendinize, bu belirtileri ne zaman yaşamış/ yaşıyor olduğunuzu sorun. Zor bir proje üzerinde çalışırken hiç dar boğaza düştünüz mü? Ailenizle tartıştıktan sonra depresyona girdiniz mi? Veya suçluluk duygusuna kapıldınız mı? Stres yaratan durumları ve olayları belirledikten sonra bu olaylara ve durumlara karşı, daha önceki tepkilerinizden farklı bir tepki göstermeyi deneyebilirsiniz. Stresten kurtulmak çok zor değil ama önce istemeniz lazım stressiz bir hayat geçirmeniz dileğiyle hoşça kalın İclal.

 

 

 

Gülmek her derde deva

Size bir sır vereyim mi dünyanın en etkili ilacı gülmek hem de içten ve samimi bir şekilde gülmek. Gülmenin insan fizyolojisi üzerindeki etkilerini inceleyen uzmanlara göre gülen insanların kan akışı daha düzenli oluyor, bağışıklık seviyesi yükseliyor, kan şekeri düşüyor ve uykusuzluk problemi yaşamıyor. Uzmanların tavsiyesi, “Daha sağlıklı hissetmek için güne gülümseyerek başlayın ve hep daha çok gülmeyi deneyin!”Güldüğümüz zaman yüzümüzdeki ve vücudumuzdaki kaslarımızı esnetiriz, nabzımız ve tansiyonumuz artar. Daha hızlı nefes alıp veririz. Bu şekilde dokularımıza daha fazla oksijen göndeririz. Gülmenin insan fizyolojisi üzerindeki etkilerini inceleyen psikoloji dalına ‘gelotoloji’ adı veriliyor. Bu dalda yapılan araştırmalar sonucunda gülmenin vücut üzerindeki etkileri şöyle sıralanıyor: Öncelikle kan akışınız düzene giriyor. Mesela komedi filmi izliyor ve çok gülüyorsanız damarlarınız genişliyor niye çünkü bütün kaslarınızı serbest bırakıyorsunuz. Gerilim filmi izlerken ise kendinizi fazlaca kastığınızdan damarlar daralıyor ve sonrasında baş ağrısından tutun da pek çok rahatsızlık peş peşe geliyor. Yemekten sonra sıkıcı bir seminere giren gruba sonraki gün yine yemekten sonra bir komedi izlettirildi. Komedi filminden sonra grubun kan şeker düzeyi ölçüldüğünde seminerden sonra olduğundan daha düşük çıktı. Artan stresin, azalan bağışıklık sisteminin tepkisi ile ilgili olduğu belirtiliyor. Çalışmalar, mizahı kullanma becerisinin vücuttaki enfeksiyonla savaşan antikor düzeyini yükseltebileceğini ve bağışıklık hücrelerinin seviyesini de artırabileceğini gösteriyor. On dakika gülmenin, iki saatlik ağrısız bir uyku çekmesine izin verdiğini söyleyen Doktorlar hiçbir koşulda gülmeyi unutmamamız gerektiğini söylüyorlar. Gülmek aynı zamanda etrafımızda sevilmemizi sağlayacağından psikolojik olarak da bizi depresyondan ve olumsuz durumlardan korurlar. Ağlamak zaten yapılan en zor hareketmiş. Ağlamak için insanın birçok kasına emir vermesi gerekiyorken gülmek daha basit ve zahmetsiz bir eylemmiş. Arkadaş seçerken de sıkıcı ve somurtkan değil güler yüzlü dost canlısı arkadaşlar edinin inanın onlar siz hayatın güzle yanlarını gösterecekler ve hayatınızın daha uzun ve mutlu devam etmesini sağlayacaklar. Yaradan kimseyi gülmekten alıkoymasın daima yüzünüz gülsün gönlünüz şen olsun değerli dostlarım gülen insanlar olmak umuduyla sevgiyle kalın İclal.

Anlat bakalım

Çoğumuz dertleşmeyi, içimizi dökmeyi severiz. Hatta günümüzde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey haline geldi. Ancak dertleşirken, sorunları çözmeye çalışmaktan öte, karşınızdakini dertlerinizle boğuyor olabilir misiniz? Ya da tam tersi, sizi duygusal çöplüğe dönüştürenler çıkıyor olabilir mi? O zaman durum tehlike arz ediyor demektir. Mesela doktorsanız karşılaştığınız herkes size rahatsızlıklarını anlatmaya kalkar, bilgi işlem uzmanıysanız bilgisayarını tamir ettirmek isteyenler kapınızda sıraya girer ya da psikolog, yaşam koçu gibi bir mesleğiniz varsa sizinle arkadaş olmak isteyenler size şirin görünmek için ellerinden geleni yapar. Onlara bir şekilde ‘hayır’ diyebilmelisiniz. Dert dinlemekten bıkan bir doktor arkadaşım iş dışında dert dinlememenin formülünü ‘kamuda memurum’ demekte bulmuştu. Avukat olan başka bir arkadaşım ise ‘eğer ofisime gelip profesyonel anlamda görüş almak isterseniz konuyla ilgili mevzuata sizin için bakarım’ diyerek çözüme ulaşmıştı. Siz de insanları kırmadan kendi mesleğinizle ilgili bir formül geliştirebilirsiniz kendinize. Kimse haftanın yedi günü, Yirmi dört saat çalışmak zorunda değil! Bir de travesti bireylerin dost canlısı olması sorunu var tabi nedense herkes onların iyi sır tutmalarını bildiklerinden gelip dertlerini, sırlarını paylaşmak istiyorlar. Ama biz Güzin Abla değiliz ki dert dinlerken dertlere doğru kayıyoruz başkalarının sorunlarını kendimize meyledip mutsuz geziyoruz. Unutmayın, özümüzde acıya meyilli varlıklar değiliz. Kodlanmalarımız tamamen sevgi, huzur ve mutluluk üzerine kurulu. Acı ve hüzün bizim sonradan öğrendiğimiz şeyler ve bu iki kavram da tabiatın dengesine aykırı. Bizim dışımızdaki bütün canlılar, içinde bulunduğu zamanın tadını doyasıya çıkarıyor. Biz de yaşadığımız anı dertlerle değil, güzel şeylerle doldurabiliriz değil mi? Her anlatmak isteyeni dinlemeye kalkarsak sonunda psikolog gibi olur çıkarız. Üstelik yaptığımız bu ağır iş için para bile almayacağız. Demek ki İstanbul travestilerinden Bade gibi her derdim var diyene derman olmaya çalışmamalıyız. Biraz da mutlu olanlarla dertsiz olanlarla takılmalıyız ki hayattan zevk alalım. Haksız mıyım? Gelgelelim bazen hem bizim için zaman ziyanlığına dönüşüyor hem de stres katsayımızı katlıyor, patlayacak gibi oluyoruz. Sırdaş olun ama hep dertdaş olmayın. Dünyaya bir kez geliyoruz bize de yazık sevgilerimle travesti iclal.

Uykusuzluk öldürür

Hayatımızın üçte birini uyuyarak geçiriyoruz. Uykusuzluğun açlıktan bile ölümcül olabileceğini söyleyenler var. Uykuda gün boyu yorulan ve yıpranan sinir sistemimiz onarılır, gün içinde edindiğimiz bilgiler ayıklanıp depolanır ve gelişme hormonu salgılanır. California Stanford Üniversitesi, kaliteli uykunun hormonları dengelediğini ve bunun da kanser gibi pek çok hastalık riskini ortadan kaldırabileceğini söylüyor. Guinness Rekorlar Kitabı, ölümcül olabileceği gerekçesiyle birkaç yıl önce uykusuzluğa dayanma denemelerini kayda geçirmeye son verdi. Uzun süre uykusuz kalanlarda halüsinasyon, paranoya, görme bozukluğu, konuşma zorluğu, hafıza kaybı ve konsantrasyon güçlüğü görülüyor. Ailelerinde uykusuzluk sorunu olanların genetik olarak uykusuzluğa yatkınlığı söz konusu olabilir. İyi bir uykunun olmazsa olmazlarını da şu şeklide sıralayabiliriz.

Güzel bir uyku için yastığınıza ya da odanıza lavanta, okaliptüs gibi kokular damlatmak gevşemenizi sağlar ve uyku kaliteniz yüzde 20’ye dek artabilir. Ben yastık kılıfımı hemen her gün değiştirmeyi severim ayrıca piyasadaki en güzel kokulu yumuşatıcıyı almaya da özen gösteririm. Benim için ufacık bir ter kokusu bile uyumamam için geçerli bir sebeptir. Bu alışkanlığımı Sakarya travestilerinden bir dostumla aynı evi paylaşırken kazandım o da odayı havalandırmadan ve çarşafı değiştirmeden yatamazdı. Titizlik hastalığı sanmayın bunu sadece uyku kalitesi için iyi havalandırılmış bir odada yatmak şart. Ayakların sıcak olması kan akışını düzenler. Ben patikle yatan travesti bireyler tanıyorum eminim onlar da bu yazıyı okuyunca kendilerinden bahsettiğimi anlamışlardır. Ayaklarınızı ısıtarak, bacaklarınıza doğru olan kan akışını garantilersiniz ve vücudunuz serinler. Bu da uykuyu kolaylaştırır. Bir de çok dar olmayan, doğal kumaştan üretilen pijama tercih edin. Ben beş yılda bir yattığım yatağı da değiştirmeyi tercih ediyorum ama siz on yılda bir değiştirebilirsiniz çünkü on yılın sonunda yatakta deforme olmuş yerler yüzünden eğri bir omurgaya sahip olabilirsiniz. İyi bir uyku için ılık bir duş ideal. Bu sayede kan dolaşımınız hızlanıp, vücut ısınız düşecek ve bu düşüş, nabzı da düşürerek kendinizi uykulu hissetmenizi sağlayacak. Uyumadan önce duşunuzu alın, odanızı havalandırın hatta sıcak bir çikolata bu soğuk kış günlerinde harika hissettirecektir yapın çekinmeyin kilodan falan ama lütfen bitter ve gerçek çikolatan olsun. Şimdi hepinize iyi geceler.