GİRİŞ

Sağlık ve tırnak ilişkisi

Tırnağınıza ne kadar önem veriyorsunuz mesela batığınız var mı? Yoksa sadece kesmekle mi yetiniyorsunuz oysa sadece tırnağınıza bakarak sağlığınız hakkında bütün bilgilere sahip olabilirsiniz. Tırnağınızın rengi ve yapısı ile ilgili özellikler, sahip olduğunuz sağlık sorunlarına işaret ediyor olabilir. Uzmanlar sağlıklı bir tırnağın özelliklerini şöyle sıralıyor: Genelinde pembe, dibine doğru ise beyazımsı pembe renge sahip olmalıdır. Peki bunun dışında nitelikler gözlemliyorsanız ne yapmalısınız? Eğer tırnaklarınız solgun veya diğer renklerdeyse sağlığınızla ilgili işaret veriyorlar demektir. Yeşil renk bakteriyel enfeksiyon göstergesidir. Normalden daha kalın tırnaklar akciğer rahatsızlığı, mantar enfeksiyonu, tiroid ve dolaşım sistemi hastalıklarına dair uyarı verir. Tırnaklarınız sık sık çatlıyorsa folik asit ve C vitamini eksikliği söz konusu olabilir. Ayrıca kronik yanlış beslenme habercisi de olabilir. Tırnağınız bir kaşığa benziyorsa genellikle demir eksikliği, hemokromatozis, kalp rahatsızlığı ve hipotiroid habercisi olduğu söylenebilir. Dalgalı bir görüntüsü varsa demir eksikliği, arterit hastalığının belirtisi olabilir. Benim tırnaklarım genellikle kuru ve çabuk kırılıyor mesela bunun için hormon seviyelerine bir baktırmak gerekiyor. Ankara travestilerinden Bade’nin ise tırnakları bir yumruyu andırıyor.  Sanırım onunda acil bir akciğer filmi ve bağırsak filmi çektirmesi lazım geliyor. Tırnaklarınızda hiçbir sorun yoksa korkmayın sağlıklı biriniz ama siz yine de her hafta bir bakıma gidin derim manikür ve pedikür tırnaklarımızın daha sağlıklı uzamasına yardımcı olur. Zaten güzel tırnaklar güzel eller güzel eller de güzel kadın demektir. Hiçbir şekilde bakımsız dolaşmayın. Kime nerede rastlayacağınız hiç belli olmaz. Daima temiz şık ve bakımlı kadınlar olmalıyız. Eğer maliyet açısında endişe ediyorsanız evde kendiniz de tırnak bakımı yapabilir bu konuda uzman olan kişilere taş çıkartabilirsiniz yeter ki bakımlı olmayı isteyin illa çok paralar dökmeniz gerekmiyor. Tırnaklarınızı doğal haliyle seviyor olabilirsiniz. Onları sürekli aynı renge boyuyor veya giydiğiniz kıyafete göre renklerini değiştiriyor olabilirsiniz. Hangisini yapıyor olursanız olun, en azından temel bir düzeyde ihtiyaçlarını karşılamalı, bakımlarını yapmalısınız. Ellerinizi yıkadıktan sonra, istisnasız her defasında kremlemelisiniz. Bu cildinizin kurumasını önleyecek ve tırnaklarınızı nemlendirerek daha güçlü ve sağlıklı olmalarını sağlayacaktır. Bu ayrıca, tırnakların sürekli eldiven içinde durup sıcak suya maruz kalacağı soğuk aylar için de iyi bir hazırlıktır. Yaz mevsimlerinde de, tırnaklarınızı güneş ışığı ve klorlu havuz suyundan korumalısınız. Sağlıklı tırnak sağlıklı birey demek unutmayın sevgiler İclal.

 

 

Stres Yönetimi

Öncelikle stresi yenmek için ne olduğunu bilmeli tanımını doğru yapmalıyız. Bir problemi tanımlayabilmek ve sorunun farkında olmak, çözüm için atılacak ilk önemli adımdır. Kuvvetli ve sağlıklı bir genetik yapınızın olması sizi strese karşı daha dayanıklı yapacaktır. Kalıtsal fiziksel özellikleriniz konusunda şu an yapabileceğiniz fazla bir şey yoktur. Ailenizin stresle baş etme yolu bilerek ya da bilmeyerek sizin günlük sıkıntılarla baş etme şeklinizi etkilemektedir. Biz ailemizin bire bir kopyası olmamamıza rağmen, onların kişiliklerinden ve tutumlarından etkilenmekteyiz. Örneğin; eğer siz çocukken, bir şeyler kırıldığı zaman ya da yemek yandığı zaman evde kavga edildiğini görmüşseniz, ileride aynı durumla karşılaşınca, sizin de aynı şekilde kavga etme ihtimaliniz yüksektir. Kültürel yapınızın ve eğitiminizin bir yan ürünü olarak şu andaki tutumunuz, beklentileriniz ve inanç sisteminiz, stres yapan etkenlere karşı davranışı etkileyecektir. Ruhunuzdaki stresin ise belirtileri çok daha farklıdır mesela içinizde kapanmayan bir boşluk duygusu hissedersiniz. Affedememe ve nedeni belirsiz bir kin gütme duygusu kime neden hiç önemi yoktur sadece hissedersiniz. Hayatın anlamsızlaşması bu ruhsal stresin bir belirtisidir. Yönünüz kaybolmuştur. Sürekli geçmeyen bir suçluluk duygusu da bunlara eklenir. Başka insanlara neden siz bir öfke beslersiniz. Stresi tanımladıktan sonra onunla baş etme yolarına bakmak lazım. Başkalarına yardım için bir şeyler yapın, bu haftada birkaç saat ya da yılda bir ayınızı ayırarak olabilir. Çevrenizde size ve ruhunuza hitap eden ve gerçekten güvenebileceğiniz bir yardım derneği ya da hareketi bulun. Her gün şükrettiğiniz 10 şeyi bir kağıda yazın. Haftada bir gün hayatınızdaki bir kişiye ona hayatınıza kattığı güzellikler için minnettarlığınızı ifade ettiğiniz bir not ya da e-posta gönderin. Kendi kendinize, bu belirtileri ne zaman yaşamış/ yaşıyor olduğunuzu sorun. Zor bir proje üzerinde çalışırken hiç dar boğaza düştünüz mü? Ailenizle tartıştıktan sonra depresyona girdiniz mi? Veya suçluluk duygusuna kapıldınız mı? Stres yaratan durumları ve olayları belirledikten sonra bu olaylara ve durumlara karşı, daha önceki tepkilerinizden farklı bir tepki göstermeyi deneyebilirsiniz. Stresten kurtulmak çok zor değil ama önce istemeniz lazım stressiz bir hayat geçirmeniz dileğiyle hoşça kalın İclal.

 

 

 

Gülmek her derde deva

Size bir sır vereyim mi dünyanın en etkili ilacı gülmek hem de içten ve samimi bir şekilde gülmek. Gülmenin insan fizyolojisi üzerindeki etkilerini inceleyen uzmanlara göre gülen insanların kan akışı daha düzenli oluyor, bağışıklık seviyesi yükseliyor, kan şekeri düşüyor ve uykusuzluk problemi yaşamıyor. Uzmanların tavsiyesi, “Daha sağlıklı hissetmek için güne gülümseyerek başlayın ve hep daha çok gülmeyi deneyin!”Güldüğümüz zaman yüzümüzdeki ve vücudumuzdaki kaslarımızı esnetiriz, nabzımız ve tansiyonumuz artar. Daha hızlı nefes alıp veririz. Bu şekilde dokularımıza daha fazla oksijen göndeririz. Gülmenin insan fizyolojisi üzerindeki etkilerini inceleyen psikoloji dalına ‘gelotoloji’ adı veriliyor. Bu dalda yapılan araştırmalar sonucunda gülmenin vücut üzerindeki etkileri şöyle sıralanıyor: Öncelikle kan akışınız düzene giriyor. Mesela komedi filmi izliyor ve çok gülüyorsanız damarlarınız genişliyor niye çünkü bütün kaslarınızı serbest bırakıyorsunuz. Gerilim filmi izlerken ise kendinizi fazlaca kastığınızdan damarlar daralıyor ve sonrasında baş ağrısından tutun da pek çok rahatsızlık peş peşe geliyor. Yemekten sonra sıkıcı bir seminere giren gruba sonraki gün yine yemekten sonra bir komedi izlettirildi. Komedi filminden sonra grubun kan şeker düzeyi ölçüldüğünde seminerden sonra olduğundan daha düşük çıktı. Artan stresin, azalan bağışıklık sisteminin tepkisi ile ilgili olduğu belirtiliyor. Çalışmalar, mizahı kullanma becerisinin vücuttaki enfeksiyonla savaşan antikor düzeyini yükseltebileceğini ve bağışıklık hücrelerinin seviyesini de artırabileceğini gösteriyor. On dakika gülmenin, iki saatlik ağrısız bir uyku çekmesine izin verdiğini söyleyen Doktorlar hiçbir koşulda gülmeyi unutmamamız gerektiğini söylüyorlar. Gülmek aynı zamanda etrafımızda sevilmemizi sağlayacağından psikolojik olarak da bizi depresyondan ve olumsuz durumlardan korurlar. Ağlamak zaten yapılan en zor hareketmiş. Ağlamak için insanın birçok kasına emir vermesi gerekiyorken gülmek daha basit ve zahmetsiz bir eylemmiş. Arkadaş seçerken de sıkıcı ve somurtkan değil güler yüzlü dost canlısı arkadaşlar edinin inanın onlar siz hayatın güzle yanlarını gösterecekler ve hayatınızın daha uzun ve mutlu devam etmesini sağlayacaklar. Yaradan kimseyi gülmekten alıkoymasın daima yüzünüz gülsün gönlünüz şen olsun değerli dostlarım gülen insanlar olmak umuduyla sevgiyle kalın İclal.

Anlat bakalım

Çoğumuz dertleşmeyi, içimizi dökmeyi severiz. Hatta günümüzde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey haline geldi. Ancak dertleşirken, sorunları çözmeye çalışmaktan öte, karşınızdakini dertlerinizle boğuyor olabilir misiniz? Ya da tam tersi, sizi duygusal çöplüğe dönüştürenler çıkıyor olabilir mi? O zaman durum tehlike arz ediyor demektir. Mesela doktorsanız karşılaştığınız herkes size rahatsızlıklarını anlatmaya kalkar, bilgi işlem uzmanıysanız bilgisayarını tamir ettirmek isteyenler kapınızda sıraya girer ya da psikolog, yaşam koçu gibi bir mesleğiniz varsa sizinle arkadaş olmak isteyenler size şirin görünmek için ellerinden geleni yapar. Onlara bir şekilde ‘hayır’ diyebilmelisiniz. Dert dinlemekten bıkan bir doktor arkadaşım iş dışında dert dinlememenin formülünü ‘kamuda memurum’ demekte bulmuştu. Avukat olan başka bir arkadaşım ise ‘eğer ofisime gelip profesyonel anlamda görüş almak isterseniz konuyla ilgili mevzuata sizin için bakarım’ diyerek çözüme ulaşmıştı. Siz de insanları kırmadan kendi mesleğinizle ilgili bir formül geliştirebilirsiniz kendinize. Kimse haftanın yedi günü, Yirmi dört saat çalışmak zorunda değil! Bir de travesti bireylerin dost canlısı olması sorunu var tabi nedense herkes onların iyi sır tutmalarını bildiklerinden gelip dertlerini, sırlarını paylaşmak istiyorlar. Ama biz Güzin Abla değiliz ki dert dinlerken dertlere doğru kayıyoruz başkalarının sorunlarını kendimize meyledip mutsuz geziyoruz. Unutmayın, özümüzde acıya meyilli varlıklar değiliz. Kodlanmalarımız tamamen sevgi, huzur ve mutluluk üzerine kurulu. Acı ve hüzün bizim sonradan öğrendiğimiz şeyler ve bu iki kavram da tabiatın dengesine aykırı. Bizim dışımızdaki bütün canlılar, içinde bulunduğu zamanın tadını doyasıya çıkarıyor. Biz de yaşadığımız anı dertlerle değil, güzel şeylerle doldurabiliriz değil mi? Her anlatmak isteyeni dinlemeye kalkarsak sonunda psikolog gibi olur çıkarız. Üstelik yaptığımız bu ağır iş için para bile almayacağız. Demek ki İstanbul travestilerinden Bade gibi her derdim var diyene derman olmaya çalışmamalıyız. Biraz da mutlu olanlarla dertsiz olanlarla takılmalıyız ki hayattan zevk alalım. Haksız mıyım? Gelgelelim bazen hem bizim için zaman ziyanlığına dönüşüyor hem de stres katsayımızı katlıyor, patlayacak gibi oluyoruz. Sırdaş olun ama hep dertdaş olmayın. Dünyaya bir kez geliyoruz bize de yazık sevgilerimle travesti iclal.

 

 

 

Uykusuzluk öldürür

Hayatımızın üçte birini uyuyarak geçiriyoruz. Uykusuzluğun açlıktan bile ölümcül olabileceğini söyleyenler var. Uykuda gün boyu yorulan ve yıpranan sinir sistemimiz onarılır, gün içinde edindiğimiz bilgiler ayıklanıp depolanır ve gelişme hormonu salgılanır. California Stanford Üniversitesi, kaliteli uykunun hormonları dengelediğini ve bunun da kanser gibi pek çok hastalık riskini ortadan kaldırabileceğini söylüyor. Guinness Rekorlar Kitabı, ölümcül olabileceği gerekçesiyle birkaç yıl önce uykusuzluğa dayanma denemelerini kayda geçirmeye son verdi. Uzun süre uykusuz kalanlarda halüsinasyon, paranoya, görme bozukluğu, konuşma zorluğu, hafıza kaybı ve konsantrasyon güçlüğü görülüyor. Ailelerinde uykusuzluk sorunu olanların genetik olarak uykusuzluğa yatkınlığı söz konusu olabilir. İyi bir uykunun olmazsa olmazlarını da şu şeklide sıralayabiliriz.

Güzel bir uyku için yastığınıza ya da odanıza lavanta, okaliptüs gibi kokular damlatmak gevşemenizi sağlar ve uyku kaliteniz yüzde 20’ye dek artabilir. Ben yastık kılıfımı hemen her gün değiştirmeyi severim ayrıca piyasadaki en güzel kokulu yumuşatıcıyı almaya da özen gösteririm. Benim için ufacık bir ter kokusu bile uyumamam için geçerli bir sebeptir. Bu alışkanlığımı Sakarya travestilerinden bir dostumla aynı evi paylaşırken kazandım o da odayı havalandırmadan ve çarşafı değiştirmeden yatamazdı. Titizlik hastalığı sanmayın bunu sadece uyku kalitesi için iyi havalandırılmış bir odada yatmak şart. Ayakların sıcak olması kan akışını düzenler. Ben patikle yatan travesti bireyler tanıyorum eminim onlar da bu yazıyı okuyunca kendilerinden bahsettiğimi anlamışlardır. Ayaklarınızı ısıtarak, bacaklarınıza doğru olan kan akışını garantilersiniz ve vücudunuz serinler. Bu da uykuyu kolaylaştırır. Bir de çok dar olmayan, doğal kumaştan üretilen pijama tercih edin. Ben beş yılda bir yattığım yatağı da değiştirmeyi tercih ediyorum ama siz on yılda bir değiştirebilirsiniz çünkü on yılın sonunda yatakta deforme olmuş yerler yüzünden eğri bir omurgaya sahip olabilirsiniz. İyi bir uyku için ılık bir duş ideal. Bu sayede kan dolaşımınız hızlanıp, vücut ısınız düşecek ve bu düşüş, nabzı da düşürerek kendinizi uykulu hissetmenizi sağlayacak. Uyumadan önce duşunuzu alın, odanızı havalandırın hatta sıcak bir çikolata bu soğuk kış günlerinde harika hissettirecektir yapın çekinmeyin kilodan falan ama lütfen bitter ve gerçek çikolatan olsun. Şimdi hepinize iyi geceler.

Bırak dışına çıksın

Her şeyi içine atmaya şişmeye ne kadar da hazırsın. Oysa hep sana haksızlık, hukuksuzluk yapılıyor aman boş ver diyerek arkanı dönüyorsun. Sen de peygamber sabrı var biliyorum, biliyorum ama sana kıyamıyorum işte bu yüzden olsa gerek bu yazımı sana ayırdım. Ben travesti İclal olarak daima seninleyim. İyileşmeyi ve öğrenmeyi tüm içtenliğinle iste, bir mucize göstermeni dört gözle bekliyorum. Bu hayatta başına ne geliyorsa içine atmaktan geliyor.

Birinin sözlerine takılıyorsun;”Şimdi bu bana bunları niye söyledi,” diye ama, ”sen bu sözlerinle beni incitip, kırdın” diyemiyorsun. Üzülüyor söyleyemiyorsun. Sana Haksızlık yapılıyor, hakkını savunamıyorsun. Canın sıkılıyor, kimseyle paylaşamıyorsun. Peki Bunun sonucu ne oluyor? Sevmediğin şeyleri yapmak, yaşamak istemediğin bir hayatı yaşamak zorunda kalıyorsun. Değil mi?

Ben senin bana içten katıldığını biliyorum tabi bu yüzden bu yazımı sana ayırdım. Her nerede ezilen ve horlanan bir travesti kardeşim varsa içine atmak zorunda bırakılıyorsa Bursa, İzmir, Ankara, İstanbul travestisi olduğu fark etmez her zaman bu satırlar sizin için yazılacak. Şimdi bir düşün sen onları olduğu gibi kabul ediyorsun. Öylece seviyorsun içinden geldiği gibi davranırsan onlarda seni ya kabul edecek ya da etmeyecekler. Etmeyenler zaten uzaklaşıp gidecek. Gidecek olanlar seni değil, taktığın maskeleri sevenlerdir. İçinden geleni dışa vurduğun için seni bu halinle kabul edenler zaten senin gerçek sevenlerindir.

Onlara bu cüreti verdiğin için belki biraz sen suçlusun belki bu yumuşak yüzüne aldanıp seni kandırmaya, sindirmeye çalışanlar suçlu zaten biz suçlu aramıyoruz sadece seni bu çıkmazdan çıkarmak istiyoruz. Artık kendini onlar için üzmeyi bırak seni düşünmeyenleri sen hiç düşünme bu kişi en yakının bile olsa arkanı dön ve yanından uzaklaş değerli olan sensin önemli olan senin sağlığın unutma. Ben seni anlıyorum sen sadece zamanını bekliyorsun işte zaman şimdi hadi artık bırak dışarı çıksın tüm zehirler akıt artık. Bir gün gelecek ve bizleri umursamayan kişiler önümüzde özür dilemesini de öğrenecekler yeter ki biz umudumuzu kaybetmeyelim. Saygılarımla.

Gülmek için yaşamak

İnsan dışında hiçbir canlı gülemez. Çık sokağa bak bakalım hiç gülen bir hayvan ya da bitki var mı? Olmadığını sen de çok iyi biliyorsunuz ama neden se gülmeyi hep erteliyorsun oysa gülmek sadece sana özgü her zaman her ortamda gülüp geçmeyi bilen tek canlısın.

Dünyaya geldiğin günden beri ağlamayı tercih etmen ne kadar doğru? Haklısın anne karnında güven içinde büyürken seni bu dünyaya zorla getirdiler ama sana gülmeyi nasip eden gül diyor. Dünyaya gül ama önce kendine gül. Senden daha komik, daha gülünç canlı yok. Gözlerimden yaşlar akıtacak ya da lanetler yağdıracak kadar beni kızdıran insanlar ve olaylar karşısında nasıl gülebilirim? haklısın bu sorunun bir cevabı yok o zaman sen de bu da geçer de yine gül. Gülmek için yaşadığın sürece seni ağlatmak çok zor olacak. Bırak seninle uğraşanlar işlerine devam etsin. Senin gözünden yaş akmadığı sürece kötülük yapan yaptığıyla kalacak. Başarısızlıklarıma güleceğim ki yeni düşlerin bulutlarında kaybolsunlar Başarılarıma güleceğim ki gerçek değerlerine büzülsünler Kötülüklere güleceğim ki ben tatmadan yok olsunlar İyiliklere güleceğim büyüyüp bollaşacaklar Her gün yalnızca gülerek başkalarını güldürdüğüm zaman zafer olacaktır.

Gülmenin kıymetini bilmek için ağlamak şart diyorlar sana, seni üzmeye, kırmaya çalışıyorlar oysa sen gülüp geçerken yanlarından hırslarından bak onlar ağlıyorlar. Yan dairemde oturan İzmir travestilerinden Bade, her akşam o evine girerken kapı aralıklardan arkasından yapılan bütün dedikodulara ve kötü sözlere rağmen sadece günaydın diyerek cevap veriyor ve bir süre sonra apartman komşuları onunla uğraşmaktan bıkıp vazgeçiyor. Güçlü olmak, güçlü görünmek ne kadar zor olsa da sen güçlü olmak zorundasın. Burası senin için sadece sınav asıl aleme gidene kadar bu dünyayı kendine zehir etme.

Bundan böyle gözyaşlarım yalnızca terden akacaktır çünkü keder ya da pişmanlık veya düş kırıklığı gözyaşlarının çalışma yaşamında hiçbir değeri yoktur oysa her gülümseme bir altınla değiştirilebilir ve yürekten sarf ettiğim her güzel söz kaleler inşa eder. Ben kalpleri fethetmek için gülüyorum. Daima gülmek ümidiyle hoşcakalın.

 

 

 

Hareketsizlik ölüme götürüyor

Uzun süre aynı pozisyonda kalmak insan bedeninde geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor. Hareketsiz bir yaşam sadece bedenimizde değil, ruhumuzda da olumsuz gelişmelere neden olabilmektedir. . Bilim adamları, hareketsizlik ve kaygı durumunu konu alan, toplamda on üç bin dört yüz yetmiş kişinin katıldığı dokuz araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi. Saatlerce televizyon ya da bilgisayar ekranı karşısında oturmanın uyku bozukluklarına yol açarak metabolizmayı olumsuz yönde etkilediğini belirten bilim adamları ayrıca “tembelliğin” halk arasına karışmayı önlediği ve kaygı bozukluğu gibi ruhsal sorunlara zemin hazırlayabildiği sonucuna vardı. Hareketsiz kalınan süre ne kadar uzunsa kaygı riskinin de o kadar arttığını ortaya koyan uzmanlar o kadar uğraşıp benim yıllardır bildiğim ve yakın çevremde ki travesti arkadaşlara sürekli olarak söylediğim sonuca ulaştılar yani tembellik yapmayın. Kışın soğuk üşüyoruz diye eve kapanırız yazın ise aşırı sıcaklardan dolayı eden çıkmayı reddederiz bunun sonucunda ise diyabet, obezite gibi birçok kronik hastalığa davetiye çıkarırız. Dünya Sağlık Örgütü, formu ve sağlığı korumak için günde 10 bin adım atılmasını öneriyor.

Günde on bin adım aslında bizi hayata bağlayan sağlığımızı koruyan bir etkinlik ama günümüzde kim bu kadar yürümeyi göze alabiliyor sanırım hiç birimiz. Evimizin kapısına çektiğimiz arabamızla gideceğimizin her yere ulaşmak kadar kolay bir yol varken neden yürüyerek kendimi yorayım diyenler çoğunlukta ve bu bizi maalesef ölüme yakınlaştırıyor. Araştırmalara göre, düzenli spor yapmak meme kanseri riskini yüzde 39, bağırsak kanseri riskini yüzde 26, diyabet riskini yüzde 34 azaltıyor.

Ben de travesti İclal olarak bilgisayar karşısında vakit geçirmekten uzun süre hareketsiz kalmaktan hoşlanıyorum ama bir yere kadar, her gün sokağa çıkıp, on bin adım atmaya çalışıyorum. Bazen bu uzun yürüyüşlerimde yanımda benim gibi sağlığına dikkat eden travesti arkadaşım Banu’da oluyor. Bir spor salonunda para ile sağlık kazanmak yerine doğal ortamlarda sporu yapmaya çalışıyoruz. Bir de belediyelerin her mahallede ücretsiz spor parkları var. Oradaki aletlerin pek çoğu spor salonlarında bile yok üstelik gerçekten işe yarıyorlar. Benim vaktim yok, param yok bahanelerini bir kenara bırakın ve sağlığınız için bir adım atın. Sevgilerimle.

 

Kilolarla yaşamak

Gün geçmiyor ki yanlış çay ve ilaç kullanmaktan dolayı bir gencin hayatını kaybetmesi ya da ölümden dönmesi haberi okumayalım.  özellikle kadınların ve travestilerin zayıf olmak ile ilgili bir takıntıları var. Mesela daha dün bir genç kız internetten satın aldığı bir zayıflama çayı yüzünden karaciğer nakli olmak zorunda kaldı. Şansı varmış ki uygun karaciğer zamanında bulundu ya tam tersi olsaydı ve karaciğer bulunamasaydı işte bu seçeneği düşünmek bile istemiyorum.

Maalesef tüm dünyada kadınların otuz dört beden olmak ile ilgili çok fazla gayretleri var bunun için midesine kelepçe taktıranlar, aç yaşayanlar, yedikten sonra parmaklayıp çıkaranların sayısı da hızla artıyor. Anoreksi denilen zayıflama hastalığına yakalanan yüzlerce genç kız hayatını bir hiç uğruna kaybetti ve kaybetmeye de devam ediyorlar. Şahsen ben bu kızların yakınlarının yerinde olsam onlara şişman olmanın da kendine göre bir güzelliği olduğunu insanın sağlık sorunları haricinde zayıflama isteğinin yanlış olduğunu anlatırdım.

Üstelik bu hatayı sadece gençler de yapmıyor televizyon ekranında izlediği mankenlere benzemek isteyen Mardin travestilerinden bir arkadaşımız da geçen yıl midesine kelepçe taktırmış fakat sağlık sorunları yüzünden yeniden ameliyat masasına yatarak bu işlemi sonlandırmak zorunda kalmıştı.

Dün akşam haberlerde yine gencecik ve algısı yanlış bir yöne çekilmiş bir kız.. Zayıf olmanın güzel olmak olduğuna inandırılmış, biraz fazla kilosu olursa onu kimsenin beğenmeyeceğine inanmış 21 yaşında bir kızımız, zayıflama uğruna internetten sipariş verdiği çayları içerek neredeyse hayatından oluyordu. Karaciğerlerinin iflas etmesine sebep olacak bir çayın içinde neler vardır bir düşünün artık.

Lütfen sizden rica ediyorum özellikle çok sevdiğim travesti arkadaşlar, bilinçsiz medyanın ve bilinçsiz markaların bizleri inandırmaya çalıştığı bu zehirden kendimizi kurtaralım. Sadece doktorumuz zayıflamanız gerek derse zayıflamak için uğraşalım ama bunun için de sadece doktorun önerdiği yöntemleri deneyelim asla kulaktan dolma bilgilerle sağlığımızı tehlike altına atmayalım. Unutmayın bu beden bizim değil sadece emanet olarak aldık ve ona zarar verecek olursak bunun hesabını öbür tarafta veremeyiz.

Kendimizi ve bedenimizi sevmeyi öğrenelim. Hayat sevince güzel. Sevgiyle kalın.

 

Ayakkabınız sıkıyorsa

Ne zaman yeni bir ayakkabı alsam, uzun bir süre doğru dürüst giymek nasip olmuyor. Ayakkabıyı aldığım mağazadan bir süre sonra açma yapar diye verdikleri model bir türlü açılmadığı gibi olan benim zavallı ayak serçe parmağıma oluyor.

Artık neredeyse nasıra dönüşmeye yüz tutmuş kızarık parmaklarım yüzünden yaz geldiği halde önü açık ayakkabı giyemez oldum. Ben de hem kendi kişisel sorunuma çare bulmak hem de sizleri bu konuda bilgilendirmek için sıkan ayakkabılar için çareler aramaya başladım. O kadar çok sonuç buldum ki burada sadece birkaç tanesini paylaşmak bu dertten kurtulmamıza yardımcı olacaktır diye düşünerek paylaşıyorum. Öncelikle herkesin evinde rahatlıkla bulabileceği kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan yumurta ile başlamak isterim. Ayakkabının  vuran kısmına ince bir tabaka halinde yumurta beyazı sürebilirsiniz ama beyazı ile sarısını iyi ayırmak zorundasınız çünkü bildiğiniz gibi yumurtanın sarısı kokar ve ayağınızdan etrafa pis bir koku yayılabilir.

İkinci seçenekte her kadının makyaj masasında bulunan deodorantlar, ayakkabıyı giymeden önce içine deodorant sıkın ve daha sonra giymeyi deneyin. Hem bu sefer yumurtadaki gibi kötü koku riski yerine mis gibi kokan ayakkabılara sahip olabilirsiniz. Bu yöntem de işe yaramaz ise,ayakkabının vuran kısmına kokusuz diş macunu sürmek de işe yarayabilir. Şimdi Ankara travestilerinden Bade’nin de kullandığı ve test ettiği yüzde yüz işe yarayan diğer bir yöntemi yazacak olursam,her derde deva Aloe vera bitkisinden bahsetmeliyim, Aloe vera bitkisinin yaprağını kestikten sonra açığa çıkan jeli ayakkabının vurduğu yere uygulayabilirsiniz. Aloe vera anti enflamatuvar etki gösterir, kızarıklık ve şişkinliğe iyi gelir, yaranın hızlıca iyileşmesini sağlar ve cildi nemlendirir.

Bir diğer kurtarıcı sebzeleri yıkamakta salatalarda kullandığımız elma sirkesi, elma sirkesinin de ayakkabı vurmasına iyi geldiği söylenmektedir. Bu arada travesti arkadaşlarımdan biri elma sirkesinden nefret ediyordu, bunuda söyleyeyim istedim. Su toplayan yeri elma sirkesine batırarak veya sirkeyi pamuk yardımıyla sürerek yaranın hızlıca iyileşmesini sağlayabilirsiniz. Özellikle su kabarcığı patladıktan sonra uygulandığında enfeksiyonu önler. Biraz acıtabileceğinden kabarcığın etrafına yavaşça uygulayabilirsiniz.

Son olarak, evde çay demlemekte kullandığınız siyah çay poşetlerini atmayın bardaktan çıkardıktan sonra soğumaya bırakın ve ayağınızdaki yaralara sürün. Çayın yararlarını da bunu da ekleyerek çayı vazgeçilmez yaptık. Ben de bir çay tiryakisi olarak bu yöntemi denemeyi düşünüyorum. Şimdiden hepimize geçmiş olsun umarım artık ayaklarımız yara olmadan istediğimiz ayakkabıyı giyebiliriz. Sevgiyle kalın.